üç şey sessizce olur: bir yürek kırılır, bir yer silinir, bir insan kaybolur.
I. karçiçeği
yüreğini yerde buldu, yedi parça,
ve düşündü - neyse
zaten hiç sevmemiştim şeklini.
oturdu ve dikti yenisini buzdan ve iplikten,
camdan kapakçıklar taktı
ve başını koyacak daha yumuşak bir yastık yaptı.
göğsüne koydu ve birden odası ona yabancı geldi
ışık, yıllardır tanıdığı bu duvarlara
vuruyordu ama hiçbiri ona ait değildi.
adını yüksek sesle söyledi, denemek için -
uydu, ama gevşekçe,
başkasının kızıyken giydiği bir elbise gibi.
açtı kapıyı ve soğuk esintinin selamını duydu;
çok nazikçe beklemiş gibi
onun hazır olmasını.
saçına düştü kar taneleri ve kayboldu
beyaz kar ak saçın içinde.
durdu ve düşündü,
demek adım bundanmış.
yürümeyi tekrar öğrenir gibi adım attı -
dikkatli, sanki yer fikrini değiştirebilirmiş gibi.
ve değiştirdi.
her sabah oraya giderken yürüdüğü yol
hiç saymadığı ağaçlarla kaplıydı.
yedi. yedi tane.
yüreğinin parçaları kadar..
ağacın kabuğuna dokundu ve hissetti aldığı nefesi
düşündü - hep bu kadar canlı mıydın,
yoksa fark edecek kalbim mi yoktu benim?
ağaç dalındaki bir kuşun, sıradan ötüşünü duydu.
..gözyaşlarını tutamadı..
güzel olduğundan değil,
sıradan olanı duyduğundan.
ve buydu eksik olan.
ardında kaldı çığlığı geçmişin
eski yüreğini dolduran kuruntular.
bu yenisinde - buz, iplik, acemi dikişlerinden -
çiçekler, kuşlar ve ağaçlar.
bir aynanın önünden geçti ve bir kız ona baktı.
beyaz saçlar. cam yürek. iplikten hâlâ pembeleşmiş eller.
tanımadı onu.
yine de ona kendini tanıttı.
uzun bir süre karda durdu ve ilk kez,
kanının damarlarında aktığını hissetti.
sadece akışı. sadece dolaşmasını.
yeniden tomurcuklanan hayatı
gerçek bir hediye.
geçmişi değil. dikişleri değil.
camdan ve buzdan yeni yüreği bile değil.
sadece bu an. sadece, var olması..
var olmaya zar zor razı olmuş bir kızın
yeni yüreğiyle kendini tanıması
sıradan bir mucizesi.
kimse için değil. geçmişi için değil.
erkek ya da kadın ya da yedi parçası için değil.
kışta bir karçiçeği
sadece hayatta kalmıyor,
artık çiçek açıyor.
eve yürüdü.
çay koydu.
bardağı iki eliyle tuttu
ve sıcaklığın cam kapakçıklardan geçip
buzdan ve iplikten göğsüne aktığını hissetti.
ve kimseye,
mutfağa,
yedi ağaca,
kendine söyledi -
oh.
ben buymuşum demek.
II. 1 yeni bildirim
bir ilkbahar sabahı bildirimi:
“sokağınızdaki yeşil alanlarda planlı çalışma yapılacaktır,
verdiğimiz rahatsızlık için özür dileriz.”
kaydır, otobüse yetişmem lazım.
öğle arası trendlerde #yıldızçiçeği.
canlı yayında buldozerin
sokaktaki çalışması ve yorumlar;
“nihayet yaptılar kaldırımı”,
“zaten o çiçek baya çirkindi”
kaydır, yorumları beğen.
öğle ardında, azaldı kuş sesleri.
telefonda artan bildirimlerin,
ciklemelerin yerine geçtiğini
hiç fark etmemiştim.
son bir şarkıları olmalıydı,
kimse hikayesine atmamış.
akşam işin çoğu bitmiş.
artık çarpık otlar yok. yeni bim
kocaman bir açılış afişi
ve %20 indirim bildirimi.
önceden polenleri taşıyan rüzgar
artık burada tenime esmiyor.
eve yürürken burnuma gelen
yeni beton, sıva ve hiçlik kokusu.
düşündüm ki, umarım
evime yakın bir avm yaparlar.
III. senin şeklin nedir?
ne kadar çok ortak noktamız-
dürüst ol
onun sevdiklerini seviyorsun.
nasıl oldu bu?
bir kıvılcım var ama-
dürüst ol
çakmağı sen yaktın, aranıza
getirdin ve dedin; bak,
ne kadar güzeliz.
“o çok havalı biri” ve sen,
tablosuna uyacak şekilsin.
su gibi, onun kabının
sınırlarını bulmakta çok iyisin.
senin şeklin nedir?
sandın sevgi gibi
sönen kıvılcımı.
SONUNDA biri
seni görüyordu
ama gördüğü sen - onun
müziklerinden ve
güzel gülüşünden
inşa edilmiş bir kukla -
bir gün tam sana bakacak
SEN gerçekte kimsin, soracak
ağzını açacaksın ve
onun sesini duyacaksın.
seni sen yapan şeyi kırdığında, kaybettiğinde, başkasına verdiğinde geriye ne kalır?
karçiçeği cevabını buluyor: geriye kalan, fark etme cesareti. bir kuş ötüşünü duymak. çayın sıcaklığını hissetmek. aynadaki tanımadığın sana “merhaba” demek.
bildirimdeki kız hiç sormadı bile.
üçüncü şiirdeki kız ise soruyu çoktan unuttu. ağzını açtığında çıkan ses artık kendinin değil.